26 Şubat 2010 Cuma

Çikarun silahlari savaş yapacağum

Netceğuk Hasan elindeki gazeteden okuyayi… “Amerika Pirleşuk Devletleri, İran’un etkisini kirmak içun Suudi Arabistan’a 20 milyar dolarluk silah satişi içun onay verdi. İsrail ve Misir’a, 43 milyar dolarluk askeri yardum karari alindi. İran ise Rusya’ylan, tarihinun en beyuk silah anlaşmasini imzaladi.”

Sordi, “Ne olacak böyle dünyanun hali Laz Mars Emice?”

Dedum ki uşağum, Çehov, tiyatro tekniği içun der ki, ilk sahnede bir silah görunduği zaman bilun ki o silah mutlaka patliyacaktur.

Şimdi duşun bakayim, hau kadar füzeyi, tanki, topi ve tüfeği düğunlerde havaya sikasun diye mi satayi bu bet muncurli ABD?

Uygun zamani bulunca mutlaka kullandurtacaktur.

Liseli uşaklarun pek sevmeduği öğretmen tipi vardur, bunlar habersuz yazili yaparlar. Bu pokkiyenun soyi da dünya halklarini fiştuklar ve aniden savaşa sokar.

Ula yüzyillardur birbirumuzun girtlağina sarilacağumuza, tek bir kere bu koloti kafalilarun girtlağina sarilsak işi bitureceğuk ama…

18 Şubat 2010 Perşembe

Emperyalist kapitalistler tepemuza bomba yağdururken ayirum yapayi mi?

Sementa Recep, Bircün Gazetesi’ni gösterup, Laz Marks Emice, Latin Amerikali uşaklar birleşeyi… Kosta Rika ve Uruguay’da sosyalistler seçumlerde birleşup, sol adaylari destekleme karari almiş, dedi. Bu nasil iştur, biz Avni Aker Sitadi’nda ayni anda ortak bir tezahürat bile yapamazken habu Latin Amerikalilar kita olarak dayanişma örneği göstereyiler…

Evladum, dedum… Kardeşleşmemuz lazim! Lazi, Kürdi, Çerkezi... Bir aile efradinun refleksiyle davranursak emperyalizum ekose kumaş üzerindeki bukalemun gibi paralize olup kalakalur.

İdris uşağum, sana gene maç örneği vereceğum. Tirabizonsipor maçlarinda kuyrukta beklerken polis coplamağa başlar sizi… Sen Oflisun sana iki cop, sen Vakfikebirlisun sana 4 cop, sen Maçkalisun sana cop yok, geç kenara, deyi mi? Demeyi!.. Hedef gözetmeden dalayi size…

Emperyalist kapitalistler da Vietnam’da, Şili’de, Afganistan’da, Irak’ta tepemuza bombalari yağdururken, “Sen Arapsun, sen sarı irksun, sen Kürtsün, sen Türksün” deyup ayirum yapayi mi? Yapmayi. Direnen herkesun tepesine dipçuği indureyi.

Onlarun yapmaduği ayrumi biz niçun yapayiruk, diye bi sorun kendunuza daa!..  

4 Şubat 2010 Perşembe

Emperyalizum asker yollar, bizumkiler doktor!

Ula İdris, uşağum hala anlamadun mi? Bu emperyalist kapitalistler kârlı görmedukleri hiçbir alana yaturum yapmazlar. Hatta, menfaat görmezsa yarali parmağa bile işemezler. Bir dağ köyine sağluk ocaği, ticaretun olmaduği bir bolceye yol, nüfusun yoğunlaşmaduği bir yere okul beklema bunlardan. Çünki hesap çok net ve basittur; bütun sosyal ilişkilere “kaç para kazanacağuk?” göziylan bakarlar. Bunlarun beyinlerindeki ‘toplumsal yarar fikri’ evrim geçurup yok olmiştur. Eğitim, sağluk ve sosyal cüvenlik gibi hizmetler, piyasanun insafina terk edilmuştur.
Haiti’deki deprem da, Katrina Kasirgasi da hep bunlarun façalarinun çizilduği doğa olaylaridur. Onlar, kutsal özel mülçiyetlerini korumak ve yağmalari engelllemak içun asker yollarken bizum sakalli Fidel ve arkadaşlari halki kurtarmak içun doktor ve sağluk personeli yollar. İdris evladum, anlaman içun illa 7.3 şiddetinde sallanman mi gerekeyi daa!.. Ula her şey tabak gibi ortadadur uşağum. Pirakun ha bu pokkiyenun soyi kapitalistleri ve onlarun yerli işbirlukçilerinun peşini daa!..

Umutsuz vaka; kapitalizum

Bir tomar burcuva gazatasini alup Yali Kiraathanesi’ne girdum. Pilita İsmail çayumi hazirlamiş, hemen tek şekerumi atup gazatalara bir göz attum. Bir haberde, iş aramayi birakan ama çalişmaya hazir olanlara, ‘umutsuzlar’ adini verup, sayilarinun geçen yilun ayni dönemine göre 120 bin kişi artarak 1 milyon 817 bin kişiye çiktuği yazayi.

Haçan bu koloti kafalilar işsuzlere 'umutsuzlar' deyup, işsuzluği kapatacak akillari sira.

Akluma birden bizum uşaklardan Can Yucel geldi. Vakti zamaninda *öt dediği bir kişi tarafindan mahkemeye verilen Can Yucel, haçime; "Sayin haçim, *öte *öt denur daa!.." diye savunma yapmişidi.

Umutsuzlar, sanki filim adi gibi, daha şık, daha acitmayan bir laf gibi durayi.  

Kapitalizumun, ılimli islamun, liberal çakallarun foyalarinun dökülmesini engelleyi gibi sanki. Laf ebeluği yapup, “İşsuz ayri, umutsuz ayri. Pakunuz, bizum zamanumuzda işsuzluk çok artmadi.” diyecekler.

Gel de Can Yucel’i arama... Bu ibişlere sunturli bir küfür sallardi kesinlukle…

Umutsuz deyup neyi saklayisunuz ula dallamalar; işsuze işsuz denir. Buni saklayanlara da *öt!"

15 Ocak 2010 Cuma

BirGün Gazetesi çalişanlariyla dayanişma gecesi

Haçan 16 Ocak Cumartesi güni, Haldun Dormen Sahnesi'nde Laz Marks Emicenuz özel bir maça çikayi. BirGün Gazetesi çalişanlari içun maç edeceğuk. Eli hamsi tutan herkesi bekleyiruk. 
 

1 Ocak 2010 Cuma

Kapitalizum girmemiş orman kalmasun

Kapitalist efendiler her şeyi alup satilabilmek isterler.

Fiyati olmayan, pazara göturup satamaduklari şeylerden hazetmezler.

Doğada fiyat etiketi takmaduklari hiçbir şey, hiçbir canli kalmamalidur.

Güzel bir manzara, güzel bir resim, güzel bir yüz hemen fiyatlandurulmalidur.

Kıvırzıvır Resul vardur, uşağun beyni medyadan gece günduz pompalanan kapitalist narkoz yüzinden sütlaç kivamina geldi...

Geçenlerde dayioğlinun kızini görmiş bu… Kiz da eli ayaği düzgun, cüzel bi kizdur. Resul buğa, “Uiy, bu kadar güzelsun, bir güzelluk yarişmasina katil daa… Belki bir dizide oynarsun.” diye akil vereyi.

Şimdi bu eşek yahnisinun düşunce sistemini inceleyelum.

Kıvırzıvır Resul’e göre, güzelsan buni paraya çevirmelisun. Oyle beş para etmeden bomboş güzelluği ne edeyim?

Bunlar ellerinde palalariyla Afrika’nun balta girmemiş ormanlarinda ilerleyen kaşifler gibidurler. Önlerine etiket takilmamiş, pazara sürulmemiş bir engel çikmayagörsun, aninda palayi indururler.

Bunlara göre boş ve yeşil bir arazi olmamali, hemen oriya bir alişveriş merkezi kurulmalidur.  

Efendum sermaye böyle bir şeydur. Mezardaki atıl duran bir altun diş bile sermayeyi rahatsuz eder. O güzelum altun kaplama diş yerinden sökülmeli, değişume girmeli, alinup satilmalidur. Öli bile olsan değerun, alinabilitenle ve satılabilitenle ölçülur. (Bakunuz; Alinabilite ve satilabilite yasalari. Sayfa 136 / Adem Simit)